Kabul Olan Dualar

Mü’min, usul ve adabına uygun olarak dua ettiği zaman duası kabul olur ve bunun faydasını ve etkisini dünya ve ahirette görür. Yüce Allah, ayetlerde dua edenin duasını kabul edeceğini bildirmektedir:

ناعد اذإ عادلا ةوعد بيجأ بيرق ينإف ينع يدابع كلأس اذإو نودشري مهلعل يب اونمؤيلو يل اوبيجتسيلف
“Kullarım, sana benden sorarlarsa (onlara söyle): Ben (onlara) yakınım. Dua eden, bana dua ettiği zaman onun du- asına karşılık veririm. O hâlde onlar da bana karşılık versin (benim çağrıma uysun)lar, bana inansınlar ki, doğru yolu bulmuş olalar.” (Bakara, 2/186)

ءافلخ مكلعجيو ءوسلا فشكيو هاعد اذإ رطضملا بيجي نمأ نوركذت ام لايلق للا عم هلإأ ضرلا
“Yahut dua ettiği zaman darda kalmışa kim yetişiyor da kötülüğü (onun üzerinden) kaldırıyor ve sizi (eskilerin yeri- ne) yeryüzünün sahipleri yapıyor? Allah ile beraber başka bir tanrı mı var? Ne de az düşünüyorsunuz?” (Neml, 27/62)

Birinci ayette dua edenin duasının kabul edileceği,
ikinci ayette ise darda ve sıkıntıda kalanın sıkıntısının gi- derileceği bildirilerek Allah’ın dualara icabet eden oldu- ğuna işaret edilmektedir.

ءاعدلا عيمسل يبر نا

“Şüphesiz Rabbim duaları işitendir.” (İbrâhim, 14/39)

عيمس كنإ ةبيط ةيرذ كندل نم يل به بر لاق هبر ايركز اعد كلانه ءاعدلا
“Orada (mihrapta) Zekeriyyâ, Rabbine; ‘Rabbim, bana katından temiz bir nesil ver. Sen duayı işitensin’ diye dua et- mişti.” (Âl-i İmrân, 3/38)

بيجم بيرق يبر نإ هيلإ اوبوت مث هورفغتساف

“O’ndan mağfiret dileyin, sonra O’na tövbe edin! Çün- kü Rabbim yakındır, (duaları) kabul edendir” (Hûd, 11/61) an- lamındaki ayetlerde ise Allah’ın “karîb (kullarına yakın)”, “semî’u’d-dua (duaları işiten)” ve “mücîb (duaları kabul eden)” olduğu bildirilmektedir. Peygamberimiz (s.a.s.) de;

ارفص امهدري نأ هيدي هيلإ لجرلا عفر اذإ ييحتسي ميرك ييح للا نإ ينتبئاخ
“Allah, hayâ sahibidir, çok kerimdir. Bir insan iki eli- ni kaldırıp kendisine dua ettiği zaman, o kalkan iki eli boş çevirmekten hayâ eder” (Tirmizî, De’avât,118; bk. İbn Hıbbân, Ed’ıye, No:
876; Hâkim, De’avât, I, 497) anlamındaki hadisi ile Allah’ın duaları kabul edeceğini beyan etmiştir.

Medineli müslümanlardan Ebû Ümâme adlı sahabîyi
mescitte kederli bir şekilde otururken gören Resûlullah (s.a.s.), ona; “Namaz vakti değil, niçin mescitte oturuyor- sun?” diye sorar. Sahâbî; “Üzüntülerim ve borçlarım sebe- biyle buradayım, ey Allah’ın Resûlü!’’ diye cevap verir. Bu- nun üzerine Peygamberimiz (s.a.s.); “Söylediğin zaman, Allah’ın üzüntünü ve borçlarını gidereceği bir dua öğreteyim mi sana?’’ der. Sahâbî; ‘’Evet, öğret ey Allah’ın elçisi!” karşı- lığını verir. Peygamberimiz (s.a.s.) de ona şu duayı öğretir ve akşam-sabah okumasını tavsiye eder:

لسكلاو زجعلا نم كب ذوعأو نزحلاو مهلا نم كب ذوعأ ينإ مهللا لاجرلا رهقو نيدلا ةبلغ نم كب ذوعأو لخبلاو بجلا نم كب ذوعأو ينيد ينع ىضقو يمه للا بهذأف كلذ تلعفف لاق
“Allah’ım! Kederden ve hüzünden Sana sığınırım, aciz- likten ve tembellikten Sana sığınırım, korkaklıktan ve cimri- likten Sana sığınırım, borç altında ezilmekten ve insanların kahrından Sana sığınırım.”

Sahabî; “Hz. Peygamberin öğrettiği duayı okudum; Allah da üzüntümü ve borçlarımı giderdi’’ demiştir. (Ebû Davud, Salat,
367)

Sırf sözle yapılan bir dua ile çalışmadan borçlar nasıl ödenecek? Sahabîye öğretilen duanın cümleleri arasında; “Acizlikten ve tembellikten Allah’a sığınırım, diye dua et” sözünün bulunması bir mesajdır. Bu mesaj ile; “Ey Ebû Umâme! Üzüntülerin ve üzüntülerine sebep olan borçla- rın, mescitte de olsa, oturmakla ortadan kalkmaz, acizliği ve tembelliği bırak, çalış, bu konuda Allah’tan yardım iste,

harekete geç, borçlarını ödemenin yollarını ara, mescitte
oturup beklemekle ne üzüntün, ne de borcun biter” demek istenmiştir.

Dua bir ibadet ve bir zikir olduğu için dua eden mut- laka ilâhî emre uymuş, itaat etmiş ve sevap kazanmış olur. Dünya ile ilgili isteklerini yüce Allah, kulun yararına göre hemen verebileceği gibi bir müddet sonra da verebilir veya duasının karşılığı ahirete bırakılmış olabilir. Dolayısıyla, dünya hayatına yönelik talepleri karşılanmayan kişi, duam kabul edilmedi, dememelidir. Peygamberimiz (s.a.s.); dua edene yüce Allah’ın isteğini ya dünyada hemen vereceğini veya ahirette vereceğini ya da istediği iyilik kadar kötülü- ğün giderileceğini bize haber vermiştir:

يف هل لجعي نأ امإف هل بيجتسا لإ ءاعدب للا وعدي لجر نم ام ردقب هبونذ نم هنع رفكي نأ امإو ةرخلا يف هل رخدي نأ امإو ايندلا للا لوسر اي اولاق لجعتسي وأ محر ةعيطق وأ مثإب عدي مل ام اعد ام يل باجتسا امف يبر توعد لوقي لاق ؟لجعتسي فيكو
“Allah’a dua eden herhangi bir insan yoktur ki duası ka- bul edilmiş olmasın. Günah işlemediği, yakınları ile ilişkisini kesmediği ve isteğinde acele etmediği sürece Allah ona ya dün- yada istediğini hemen verir veya isteğini ahirete bırakır ya da duası nispetinde günahlarını bağışlar. Sahabe, “Ey Allah’ın elçisi! Nasıl acele edilir? diye sordular. Hz. Peygamber, “Ku- lun, Rabbime dua ettim de duama icabet etmedi, demesidir” buyurur. (Tirmizî, De’avât, 13; bk. Müslim, Dua, 92)

Aynı hadisin Hâkim’in Müstedrek adlı eserindeki rivayetinde; üçüncü şık;

اهلثم ءوسلا نم هنع فرصي وا

“Ya da duası nispetinde ondan bir kötülüğü savar” şeklin- dedir. (Hâkim, De’avât, I, 493)

Kabul olan duaları üç kısımda ele alabiliriz:

1. Bazı kimselerin yaptığı dualar,

2. Belirli zamanlarda yapılan dualar,

3. Belirli mekânlarda yapılan dualar.

1. Duası Kabul Olanlar

Kur’ân’da ve hadis-i şeriflerde duası kabul edilenlerden bize örnekler verilmiştir. Bunlardan bazılarını şöyle sıra- layabiliriz:

a) Hz. Meryem’in Annesi İmrân’ın Duası

İmrân, kızı Meryem için;

ميجرلا ناطيشلا نم اهتيرذو كب اهذيعأ ينإو

“Onu (Meryem’i) ve soyunu kovulmuş şeytanın şerrinden sana ısmarlıyorum / Senin korumanı diliyorum” (Âl-i İmrân, 3/36) diye dua etmiştir.

Yüce Allah, İmrân’ın duasını kabul ettiğini şöyle bil- dirmektedir:

ايركز اهلفكو انسح اتابن اهتبنأو نسح لوبقب اهبر اهلبقتف

“Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu; onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve Zekeriyyâ da onun bakımını üstlendi.” (Âl-i İmrân, 3/37)

b) Hz. Eyyûb Peygamberin Duası

Eyyûb (a.s)’ın, hastalığının iyileşmesi ve sıkıntısının giderilmesi için Allah’a şöyle dua ettiği bildirilmektedir:

ينمحارلا محرأ تنأو رضلا ينسم ينأ هبر ىدان ذإ بويأو

“(Ey Peygamberim!) Eyyûb’u da hatırla. Hani o Rabbine,‘Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen merhametlilerin en merhametlisisin’ diye yalvarmıştı.” (Enbiya, 21/83)

باذعو بصنب ناطيشلا ينسم ينأ هبر ىدان ذإ بويأ اندبع ركذاو

“Kulumuz Eyyûb’u da an: (O) Rabbine ‘Şeytan, bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu’ diye seslenmiş, dua etmişti.” (Sâd, 38/41)

Yüce Allah, Eyyûb Peygamberin duası üzerine hastalı- ğının iyileşmesi için,

بارشو دراب لستغم اذه كلجرب ضكرا

“Ona ayağını (yere) vur, işte yıkanacak ve içilecek serin (bir su)” (Sâd, 38/42) buyurmuş, Eyyûb (a.s.) ayağını yere vur- muş, çıkan su ile yıkanmış ve sudan içmiş, iç ve dış bütün hastalıklarından kurtulmuştur.

Yüce Allah, Eyyûb’un duasını kabul ettiğini şöyle bil- dirmektedir:

ةمحر مهعم مهلثمو هلهأ هانيتآو رض نم هب ام انفشكف هل انبجتساف نيدباعلل ىركذو اندنع نم
“Biz de onun duasını kabul etmiş ve başına gelenleri kaldırmıştık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir

hatıra olmak üzere ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir
mislini daha vermiştik.” (Enbiyâ, 21/84)

c) Yûnus Peygamberin Duası

Yûnus Peygamber, balığın karnında şöyle dua etmiştir:

تاملظلا يف ىدانف هيلع ردقن نل نأ نظف ابضاغم بهذ ذإ نونلا اذو ينملاظلا نم تنك ينإ كناحبس تنأ لإ هلإ ل نأ
“(Ey Peygamberim!) Zünnûn’u (balık karnına girmiş olan Matta oğlu Yûnus’u) da an; zira (o, kavmine) kızarak (yurdundan) ayrılıp gitmişti, bizim kendisine güç yetireme- yeceğimizi, (kavminin arasından çıkmakla kendisini kur- taracağını) sanmıştı. Nihayet karanlıklar içinde (kalıp); ‘(Ey Rabbim!) Senden başka tanrı yoktur. Senin şânın yücedir, ben zâlimlerden oldum!’ diye yalvardı.” (Enbiyâ, 21/87)

Yüce Allah, Yûnus Peygamberin duasını kabul ettiğini şöyle bildirmektedir:

يننمؤملا يجنن كلذكو مغلا نم هانيجنو ۙهل انبجتساف

“Biz de onun duasını kabul ettik ve onu tasadan kurtar- dık. İşte biz, mü’minleri böyle kurtarırız.” (Enbiyâ, 21/88)

Bu ayetlerde Allah, bedensel ve zihinsel her türlü has- talıktan kurtulmak için tedavi yollarına başvurulması ge- rektiğini, şifayı verenin Allah olduğunu vurgulamaktadır.

Peygamberimiz (s.a.s.), Yûnus Peygamberin duası ile ilgili olarak;

كناحبس تنأ لإ هلإ ل توحلا نطب يف وهو اعد اذإ نونلا يذ ةوعد

لإ طق ءيش يف ملسم لجر اهب عدي مل هنإف ينملاظلا نم تنك ينإ هل للا باجتسا
“Balık sahibi (Yûnus peygamberin), balığın karnında yaptığı duası; ‘lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine’z- zâlimîn (Ya Rabbî!) Senden başka ilâh yoktur, seni noksan sıfatlardan tenzih ederim, gerçekten ben zâlimlerden oldum)’ şeklinde idi. Bu sözlerle dua eden herhangi bir Müslüman yok- tur ki Allah onun duasını kabul etmiş olmasın” buyurmuştur. (Tirmizî, De’avât, 85; bk. Hâkim, De’avât, I, 505)

ç) Zekeriya Peygamberin Duası

Zekeriya (a.s.), Allah’a dua edip kendisine çocuk ihsan etmesini istemişti:

ينثراولا يخ تنأو ادرف ينرذت ل بر هبر ىدان ذإ ايركزو

“(Ey Peygamberim!) Zekeriyya’yı da (an). O, Rabbine;
‘Rabbim! Beni tek (yalnız başıma çocuksuz) bırakma. Sen, vârislerin en hayırlısısın (her şeyim sana kalacaktır)’ diye dua etmişti.” (Enbiyâ, 21/89)

Yüce Allah, Zekeriya Peygamberin duasını kabul etti- ğini şöyle bildirmektedir:

نوعراسي اوناك مهنإ هجوز هل انحلصأو ىيحي هل انبهوو هل انبجتساف ينعشاخ انل اوناكو ابهرو ابغر اننوعديو تايخلا يف
“Onun duasını da kabul buyurduk ve ona Yahyâ’yı arma- ğan ettik. Eşini de kendisi için ıslah ettik (çocuk doğurmağa

elverişli bir hâle getirdik). Gerçekten onlar hayır işlere koşar-
lar, umarak ve korkarak bize dua ederlerdi ve bize derin saygı gösterirlerdi.” (Enbiyâ, 21/90)

d) Süleyman Peygamberin Duası

Süleyman (a.s.), yüce Allah’tan mülk istemiştir:

تنأ كنإ يدعب نم دحل يغبني ل اكلم يل بهو يل رفغا بر لاق باهولا
“O, ‘Rabbim! Beni affet, bana, benden sonra hiç kimseye nasip olmayan bir mülk (hükümdarlık) ver. Çünkü Sen, çok lütufkârsın’, diye dua etti!” (Sâd, 38/35)

Yüce Allah, onun bu duasını kabul etmiştir:

ءانب لك ينطايشلاو باصأ ثيح ءاخر هرمأب يرجت حيرلا هل انرخسف دافصلا يف يننرقم نيرخآو صاوغو
“Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile ko- layca giden rüzgârı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına ver- dik.” (Sâd, 38/35–38)

Zikrettiğimiz bu beş örnekte, insanlara önder ve reh- ber olarak gönderilen peygamberlerin çeşitli konularda dua ettikleri ve dualarının kabul edildiği ve bunun bir öğüt olduğu bildirilerek mü’minlere yol gösterilmektedir.

Peygamberler gibi ihlâs ile usul ve şartlarına uygun olarak dua eden mü’minlerin duaları da kabul olur. Özel- likle bazı zamanlarda, konumları ve durumları sebebiyle

bir kısım insanların dualarının kabul olacağını Peygambe-
rimiz bize bildirmiştir. Bunların bir kısmını şöyle özetle- yebiliriz:

e) oruçlu Kimsenin, Âdil Devlet Başkanının ve Mazlumun Duası

ةوعدو لداعلا ماملاو رطفي ىتح مئاصلا مهتوعد درت ل ةثلاث لوقيو ءامسلا باوبأ اهل حتفيو مامغلا قوف للا اهعفري مولظملا ينح دعب ولو كنرصنل يتزعو برلا
“Üç kimsenin duası reddedilmez: İftar edinceye kadar oruçlu kimsenin, âdil devlet başkanının ve mazlumun duası. Allah, mazlumun duasını bulutların üzerine kaldırır ve o dua için sema kapılarını açar ve ‘İzzetime yemin ederim ki belli bir süre de olsa mutlaka sana yardım edeceğim’ buyurur.” (Tirmizî, De’avât, 115,129; İbn Mâce, Siyâm, 48; bk. İbn Hıbbân, Ed’ıye, 17, No:17228)

Oruç, riya karışmayan bir ibadettir. Oruç tutan sırf Al- lah için tutmuştur. Dolayısıyla Allah oruç tutanın duasını kabul eder. Devlet başkanı/yönetici olup da yönetilenlere ve halka adaletli davranabilmek bir meziyettir, dürüstlük- tür. Allah, bu kimselerin dualarını kabul edeceğini bildire- rek adaletin önemine vurgu yapmıştır. Mazlum ise zarara uğramış, kalbi kırılmıştır, dolayısıyla zalime içtenlikle dua etmiştir. Allah, zalimin değil mazlumun yanındadır. Do- layısıyla mazlumun duasını kabul eder ve zalimden onun intikamını alır.

f ) Misafirin ve Anne-Babanın Çocuklarına Duası

رفاسملا ةوعدو دلاولا ةوعد نهيف كش ل تاباجتسم تاوعد ثلاث

مولظملا ةوعدو

“Hiç şek ve şüphe yok ki üç kimsenin yaptığı dua kabul edilir: Anne-babanın çocuklarına yaptığı dua, misafirin duası ve zulme uğramış kimsenin duası.” (Ebû Davud, Salât, 364; Tirmizî, De’avât, 48; bk. Heysemî, Ed’ıye, 17, No:17229)

Dinimiz misafire ibadetlerde birtakım kolaylıklar tanı- mıştır. Meselâ isterse Ramazan orucunu -daha sonra kaza etmek şartıyla- tutmayabilir, dört rekatlı namazları iki rekat olarak kılar, mestlerin üzerine yetmiş iki saat mesh edebilir. Bu kolaylıklar, misafire verilen değeri ifade eder. Duasının kabulü de bu sebepledir.

Anne-baba, çocukların hayata gelme sebebidir. Çocuk- ları her türlü zahmete katlanıp büyütmüşlerdir. Üzerlerin- de hakları çoktur. Bu itibarla çocukları hakkında yaptıkları dua reddedilmez.

g) Mü’minlerin Yüzlerine ve Gıyaplarında Birbirle- rine Yaptıkları Dua
Peygamberimiz (s.a.s.), bir mü’minin, bir mü’min kar- deşinin gıyabında yaptığı duanın en süratli kabul edilen dua olduğunu şu hadislerinde bildirmiştir:

بئاغل بئاغ ةوعد ةباجإ ءاعدلا عرسأ نإ

“Hiç şüphesiz en süratli kabul edilen dua, bir mü’minin bir mü’mine gıyabında yaptığı duadır.” (Ebû Davud, Salât, 364; Buhârî, Edebü’l-Müfred, No:623)

ةوعد باجح للا ينب و امهنيب سيل ناتوعد

بيغلا رهظب هيخل ءرملا ةوعد و مولظملا

“İki dua vardır ki bu dualar ile Allah arasında perde yok- tur. Mazlumun duası, kişinin müslüman kardeşinin gıyabın- da yaptığı dua.” (Heysemî, Ed’ıye, 17, No:17231)

لثمب كلو ينمآ ةكئلاملا تلاق بيغلا رهظب هيخل لجرلا اعد اذإ

“Bir kimse kardeşinin gıyabında dua ettiği zaman melek- ler, ‘âmin, aynısı sana da verilsin’ diye dua ederler.” (Ebû Davud, Salât, 362)

للا ىلع قح ناك لا هبحاص ديب امهدحا ذخاف ايقتلا ينملسم نم ام امهل رفغي ىتح امهيديا دري ل و امهئاعد بيجي نا
“Birbirleriyle karşılaşıp tokalaşan iki Müslüman yoktur ki Allah dualarını kabul etmiş, ellerini bırakmadan onları ba- ğışlamış olmasın.” (Ebû Ya’lâ, Zikir ve Dua, No: 4139)

ينفعضتسملا ءاعدب ينملسملا للا رصني امنا

“Allah, Müslümanlara zayıfların duası sebebiyle yardım eder.” (Taberânî, No: 4160)

Bu hadisler, mü’minlerin birbirlerinin yüzlerine ve gı- yaplarında dua etmelerini hem teşvik etmekte, hem de bu duaların kabul edileceğini bildirmektedir.

ğ) İsm-i A’zâm İle Yapılan Dua

“İsm-i a’zâm”, en yüce isim, demektir. Hadis kitap- larında ism-i a’zâm ile ilgili farklı isimler zikredilmiştir. Bunlardan iki rivayet şöyledir:

Sahabeden Enes b. Malik (r.a.) diyor ki; Hz. Peygam-
ber (s.a.s.), bir gün camiye girdi. Bir sahâbî namaz kılı- yordu. Bu sahâbî namazdan sonra dua etmeye başladı ve duasında şöyle diyordu:

عي دب نانملا تنا لا هلا ل دمحلا كل ناب كلأسا ينا مهللا مويق اي يح اي ماركلا و للاجلا وذ ضرلا و تاومسلا
“Allah’ım! Her türlü övgü sana mahsustur. Senden başka ilâh yoktur. (Sen), mennânsın/çok nimet verensin, gökleri ve yeri yokken var edensin, celâl ve ikram sahibisin, ey yaşayan, diri, canlı, ölümsüz, ezelî ve ebedî olan; zatı ile kaim olan, her şeyin varlığı kendisine bağlı olan, uykusu ve uyuklaması ol- mayan, varlıkları yöneten, koruyan ve ihtiyaçlarını üstlenen Allah’ım! cümleleri ile sana dua ediyor, senden talepte bulunu- yorum.”

Bu duayı işiten Peygamberimiz (s.a.s.);

يطعا هب لئس اذاِ و باجا هب يعد اذا يذلا مظعلا للا مساب اعد دقل

“Bu kimse, Allah’ın ism-i a’zâm’ı ile dua etti ki ism-i a’zâm ile dua edildiğinde Allah bu duayı kabul eder ve bu isimle istenince Allah verir” (Hâkim, De’avât, I, 504; Ebû Ya’lâ, Zikir ve Dua, No:1124) buyurdu.

Enes bin Malik anlatıyor. Hz. Peygamber bir adamın;

تاومسلا عيدب نانملا تنا لا هلال دمحلا كل ناب كلاسا ينا مهللا رانلا نم كب ذوعا و ةنجلا كلأسا ماركلاو للاجلا وذ ضرلا و
“Allah’ım! ‘Hamd sana mahsustur, Senden başka ilâh yok-

tur, sadece Sen varsın, Sen mennânsın, gökleri ve yeri yaratan-
sın, celal ve ikram sahibisin, isim ve niteliklerin ile istiyorum. Senden cenneti istiyorum ve cehennemden sana sığınıyorum” diye dua ettiğini duydu ve;

ىطعا هب لئس اذا و.هب يعد اذا يذلا مظعلا همساب للا وعدي دقل باجا
“Bu adam Allah’tan, O’nun yüce ismiyle istedi ki Allah’a ism-i azamı ile dua edildiği zaman kabul eder, bu isim ile iste- nildiği zaman verir” buyurdu. (Hâkim, De’avât, I, 504; İbn Mâce, Dua, 9)

Hadislerde Allah’ın ism-i a’zâmı olarak birden çok isim zikredilmiştir. Bu isimlerin başında lafza-i celal; son- ra Rahman, Rahîm, Rab, Mennân, Ehad, Samed, Hayy, Kayyûm, Mâlikü’l-mülk, Bedî’u’s-semâvâti ve’l-erd, Zû’l- celâli ve’l-ikram, lâ ilâhe illallah, lâ ilâhe illâ ente isimle- ri gelmektedir. (bk. Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 258; Tirmizî, De’avât, 65; İbn Mâce, Dua, 9; Dârimî, Fedâilü’l-Kur’ân, 14; Ahmed, III, 120; VI, 461)

h) Hac ve Umre Yapanların Duası

مهل رفغ هورفغتسا نإو مهباجأ هوعد نإ للا دفو رامعلاو جاجحلا

“Hacılar ve umre yapanlar Allah’ın (evininin) ziyaret- çileridir/elçileridir. Kendisine dua ederlerse dualarına icabet eder, O’ndan bağışlanma dilerlerse onları bağışlar.” (İbn Mâce, Menâsik, 5)

همأ هتدلو مويك عجر قسفي ملو ثفري ملف تيبلا اذه جح نم

“Kim Allah için hacceder de (Allah’ın rızâsına uymayan)
kötü söz ve davranışlardan ve Allah’a karşı gelmekten sakı-

nırsa, (kul hakkı hariç) annesinin onu doğurduğu günkü gibi
(günahlarından arınmış olarak hacdan) döner.” (Buhârî, Hac, 4; Nesâî, Menâsikü’l-Hac, 4; Müslim, Hac, 438; İbn Mâce, Menâsik, 1)

Bu hadislerde Peygamberimiz (s.a.s.), Allah’ın, hac ve umre yapan kimselerin dualarını kabul edeceğini bil- dirmektedir. Hac ve umre; meşakkatli bir ibadettir, sıcak, izdiham ve kalabalıkta sırf Allah için sıkıntılara katlan- mak samimiyetin gereğidir. Ayrıca hac ve umre yapanlar, Mescid-i Haram, Kâbe, Mina, Müzdelife ve Arafat gibi kutsal mekânlarda dua ederler, Allah da onların duasını kabul eder.

i) Allah Yolunda cihat Eden Gazilerin Duası

دفو رمتعملاو جاحلاو للا ليبس يف يزاغلا مهاطعأف هولأسو هوباجاف مهاعد للا
“Allah yolunda cihat eden gaziler, hac ve umre yapanlar Allah’ın elçileridir. Kendisine dua ederlerse dualarına icabet eder, O’ndan bir şey isterlerse onlara verir.” (İbn Mâce, Menasik, 5)

Dini mübîni İslâm için cihad eden, Allah için beden ve mal varlığını ortaya koyan, gerektiğinde uykusuz ve aç ka- lan, düşmanla çarpışan müslüman, bu konumda dua ettiği zaman Allah duasını kabul eder.

Her müslümanın kabul olan bir duası vardır. Peygam- berimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

هل باجتسيف اهب وعدي ةوعد ملسم لكل نا و

“Her müslümanın kabul olan bir duası vardır.” (Heysemî, Ed’ıye, 10, No: 17215)

2. Belirli Zamanlarda Yapılan Dualar

Müslüman, her zaman dua yapabilir, ancak bazı ay, gün ve gecelerde Meselâ üç aylarda, özellikle Ramazan ay- larında, Kadir, Berat, Mirac, Regaip, Cuma ve bayram ge- celerinde, seher vakitlerinde, secde hâlinde, ezan ile kamet arasında, namazdan sonra yapılan duaların kabul olacağı ile ilgili hadisler vardır. Duaların kabul olacağı zamanları şöyle özetleyebiliriz.

a) Üç Aylarda Yapılan Dualar

Üç aylar, Recep, Şaban ve Ramazan aylarıdır. Recep ve Şaban; içinde bin aydan hayırlı olan kadir gecesinin bulun- duğu, Kur’ân’ın indiği ve İslâm’ın beş temel esasından biri olan oruç ibadetinin tutulduğu, rahmet ve mağfiret ayı olan Ramazan ayına hazırlık aylarıdır. Peygamberimiz (s.a.s.), bu aylarda diğer aylara nispetle daha çok oruç tutmuş, bazen Şaban ayının tamamını oruçla geçirmiş (Tirmizî, Savm, 36) ve

ايندلا ءامس ىلإ نابعش نم فصنلا ةليل لني ىلاعتو كرابت للا نإ بلك منغ رعش ددع نم ثكل رفغيف
“Yüce Allah, Şaban ayının yarısı olduğunda dünya sema- sına iner ve Kelp kabilesinin koyunlarının tüylerinin sayısın- dan çok kimsenin günahını bağışlar” (Tirmizî, Savm, 38) buyur- muştur.

Yüce Allah’ın dünya semasına inmesi, mecazî anlamda olup duaları kabul etmesi ve günahları bağışlamasından, Kelp kabilesinin koyunlarının tüyleri ifadesi de çokluktan kinayedir. Hadis, Allah’ın Şaban ayında mü’minlerin töv- be ve dualarını kabul ettiğini ifade etmektedir.

Ramazan ayı ise rahmet ve mağfiret ayıdır, oruç ayıdır,
Kur’ân ayıdır, sosyal yardımlaşma ve dayanışma ayıdır. Bu ayda dinî duygular yükselir, Allah’a yönelişler artar ve ya- pılan dualar kabul olur.

b) İftar Vaktinde Yapılan Dualar

Peygamberimiz (s.a.s.);

درت ام ةوعدل هرطف دنع مئاصلل نإ

“Oruçlunun orucunu açarken yapacağı dua reddedilmez.”
(İbn Mâce, Siyâm, 48)

Hadiste, ihlas ile yerine getirilen bir ibadetin sona erme zamanında, kulun yaptığı duanın kabul edileceği müjde- lenmekte ve dolayısıyla oruç açarken dua edilmesi teşvik edilmektedir. Sahabeden Abdullah ibn Amr, iftar vaktinde şöyle dua etmiştir:

يل رفغت نأ ءيش لك تعسو يتلا كتمحرب كلأسأ ينإ مهللا

“Allah’ım! Ben Senden her şeyi kuşatan rahmetin sebebiyle beni bağışlamanı diliyorum.” (İbn Mâce, Siyâm, 48)

c) cuma Günü ve Gecelerinde Yapılan Dualar

يلصي مئاق وهو ملسم اهقفاوي ل ةعاس ةعمجلا موي يف هاطعأ لإ ايخ للا لأسي
“Cuma gününde bir saat vardır ki Müslüman o saatte na-
mazda Allah’tan bir hayır isterse, Allah ona istediğini verir”
(Buhârî, De’avât, 61) anlamındaki hadis bunu ifade etmektedir.

Peygamberimiz (s.a.s.), Hz. Ali’ye buyurmuştur ki;

رخلا ليللا ثلث يف موقت نأ تعطتسا نإف ةعمجلا ةليل ناك اذإ باجتسم اهيف ءاعدلاو ةدوهشم ةعاس اهنإف
“Cuma gecesi olduğu zaman gecenin son üçte birinde kal- kabilirsen (kalk ve dua et). Çünkü o vakit, (meleklerin) şa- hit olduğu bir zaman dilimidir. Bu vakitte yapılan dua kabul olur.” (Ebû Davûd, Dua, 115)

Peygamberimiz (s.a.s.);

ةعمجلا موي مكموي لضفا نم نا

“En faziletli günlerden biri de Cuma günüdür” buyur- muş ve bu günde kendisine çok salât ü selâm getirilmesini istemiştir. (İbn Hıbbân, Ed’ıye, No: 910)

ç) Arefe Günü Yapılan Dualar

Peygamberimiz (s.a.s.),

ةفرع موي ءاعد ءاعدلا يخ

“En hayırlı / kabulü şayan olan dua, Arefe günü yapılan duadır” buyurmuştur. (Tirmizî Dua, 8; Malik, Dua, No: 500)

d) Gece Vakti Yapılan Dualar

Şu hadisler gece vakti yapılan duaların kabul olacağını ifade etmektedir:

رمأ نم ايخ للا لأسي ملسم لجر اهقفاوي ل ةعاسل ليللا يف نإ ةليل لك كلذو هايإ هاطعأ لإ ةرخلا وأ ايندلا

“Gecede bir an vardır ki, kişi ona rastlar da dünya ve ahi-
ret için bir şey dilerse, şüphesiz Allah dileğini yerine getirir. Bu an, her gecede vardır.” (Müslim, Salâtü’l-Müsâfirîn, 166)

ثلث ىقبي ينح ايندلا ءامسلا ىلإ ةليل لك ىلاعتو كرابت انبر لنتي نم هيطعأف ينلأسي نم هل بيجتسأف ينوعدي نم لوقي رخلا ليللا هل رفغأف ينرفغتسي
“Yüce Rabbimiz her gece yakın semaya iner, gecenin son üçte biri kalıncaya kadar kalır ve; ‘Kim bana dua ederse ona icabet ederim, kim benden bir şey isterse ona isteğini veririm, kim benden af ve bağış dilerse onu bağışlarım’ der.” (Buhârî, De’avât, 13; İbn Hıbbân, Ed’ıye, No: 919–922)

Bu hadisin başka bir varyantında, bu durumun, gece- nin yarısı veya üçte birinden sabah oluncaya kadar devam ettiği bildirilmektedir. (İbn Hıbbân, Ed’ıye, No: 919, 921)

Yüce Allah’ın gece dünya semasına inmesi mecazî anlamda olup bu vakitlerde duanın kabul olacağını ifade eder. Zira Allah, zaman ve mekândan münezzehtir.

هلو كلملا هل هل كيرش ل هدحو للا لإ هلإ ل لاقف ليللا نم راعت نم لإ هلإ لو لل دمحلاو للا ناحبسو ريدق ءيش لك ىلع وهو دمحلا مث لاق وأ يل رفغا بر لاق مث لل اب لإ ةوق لو لوح لو بكأ للاو للا هتلاص تلبق ىلص مث أضوتو مزع نإف هل بيجتسا اعد
“Kim gece uyanınca, ‘Allah’tan başka ilâh yoktur, bir tek O vardır, O’nun ortağı yoktur, mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur, O’nun her şeye gücü yeter. Allah’ı noksan sıfat- lardan tenzih ederim, her türlü övgü Allah’a mahsustur,

Allah’tan başka ilâh yoktur, Allah en büyüktür, güç ve kuvvet
ancak Allah ile vardır’ der, sonra ‘Rabbim! Beni bağışla’ diye dua ederse -veya sonra dua eder, buyurdu- duası kabul olur. Eğer azmedip abdest alıp namaz kılarsa namazı kabul olur.” (Tirmizî, De’avât, 26)

Peygamberimiz, gece vakti yapılan duanın daha fazi- letli olduğunu bildirmiştir:

ىجرأو لضفأ هيف ءاعدلا رخلا ليللا

“Gecenin sonunda yapılan dua daha faziletlidir ve kabul edilmesi daha çok umulur.” (Tirmizî, De’avât, 80)

هل ىطعيف لئاس نم له هل باجتسيف عاد نم له ةليل لك دانم يداني هل رفغيف رفغتسم نم له
“Her gece bir münadi şöyle seslenir? Dua eden yok mu? Onun duası kabul olur. İsteyen yok mu? İstediği verilir. Af ve mağfiret dileyen yok mu? Günahı bağışlanır.” (Heysemî, Ed’ıye, 25, No: 17244)

Akşamdan sabah namazı vaktine kadar gece yapılan duaların kabul olacağı ile ilgili rivayetler vardır. (Heysemî, Ed’ıye, 25, No: 17243-17253)

Gecenin yarısında ve üçte ikisinde yapılan dualar daha çok kabul olur. (Heysemî, Ed’ıye, 25, No: 17252)

Gece yapılan dualar samimiyetle ve gönülden yapıldığı için icabete mazhar olur.

e) Ezan okunduğu ve Kamet Getirildiği Zaman Yapılan Dualar

ءاعدلا بيجتسا و ءامسلا باوبا تحتف ةولصلل يدون اذا

“Namaz için ezan okunduğu zaman sema kapıları açılır ve yapılan dualar kabul olur.” (Ebû Ya’lâ, Zikir ve Dua, No: 4072)

ناك اذا و ءاعدلا بيجتساو ءامسلا باوبا تحتف ناذلا دنع ناك اذا ةوعد درت ل ةماقلا دنع
“Ezan okunduğunda, sema kapıları açılır ve dualar kabul edilir. Kamet getirildiğinde dua reddedilmez.” (İbn Ebî Şeybe, Dua,
17, No: 29239)

f ) Ezan İle Kamet Arasında Yapılan Dualar

Peygamberimiz (s.a.s.);

اولاق ؟للا لوسر اي لوقن اذامف اولاق ةماقلاو ناذلا ينب دري ل ءاعدلا ةرخلاو ايندلا يف ةيفاعلا للا اولس
“Ezan ile kamet arasında yapılan dua reddedilmez” bu- yurdu. Bunun üzerine sahabe; “Ey Allah’ın elçisi! Ne dua edelim?” diye sordular. Hz. Peygamber (s.a.s.), “Allah’tan dünya ve ahirette âfiyet / sağlık isteyiniz” buyurdu. (Tirmizî, De’avât, 129; bk. Ebû Davud, Salât, 35)

g) Namazda, Secde Hâlinde ve Farz Namazların Akabinde Yapılan Dualar

Peygamberimiz (s.a.s.);

ءاعدلا اوثكأف دجاس وهو هبر نم دبعلا نوكي ام برقأ

“Kulun Rabbine en yakın olduğu an, secdede bulunduğu
andır. O hâlde secde hâlinde bolca dua ediniz.” buyurmuştur.
(Müslim, Salât, 215; Ebû Davud, Salât, 152)

ربدو رخلا ليللا فوج لاق ؟عمسأ ءاعدلا يأ للا لوسر اي ليق تابوتكملا تاولصلا
‘’Hangi dua kabul edilmeye daha yakındır?” diye sorulan bir soruya Hz. Peygamber; ‘’Gecenin ikinci yarısında yapı- lan dua ile farz namazların ardından yapılan dua’’ diye ce- vap vermiştir. (Tirmizî, De’avât, 80)

ğ) Yağmur Yağarken ve Kâbe’yi Görünce Yapılan Dua

ءاقتلا دنع نطاوم ةعبرا يف ءاعدلا باجتسي و ءامسلا باوبا حتفت دنع و ةلاصلا ةماقا دنع و ثيغلا لوزن دنع و للا ليبس يف فوفصلا ةبعكلا ةيؤر
“Dört yerde sema kapıları açılır ve dualar kabul olur: Allah yolunda savaşmak üzere saf tutulduğunda, yağmur yağarken, namaz kılarken ve Kâbe’yi görünce.” (Heysemî, Ed’ıye, 25, No: 17253)

h) Yûnus Peygamberin Duası İle Yapılan Dualar

Peygamberimiz (s.a.s.), Yûnus Peygamberin balığın karnında yaptığı dua ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur:

كن احبس تنأ لإ هلإ ل توحلا نطب يف وهو اعد ذإ نونلا يذ ةوعد باجتسا لإ طق ءيش يف ملسم اهب عدي مل هنإ ينملاظلا نم تنك ينإ اهب هل للا
“Balık sahibi (Yûnus’)un, balığın karnındaki duası;

lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine’z-zâlimîn
(Allah’ım! Senden başka ilâh yoktur, Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim, gerçekten ben zalimlerden oldum.) Bu dua ile dua eden hiçbir müslüman yoktur ki Allah onun isteğini bu dua sebebiyle kabul etmiş olmasın.” (Hâkim, De’avât, No: 1862–1863)

ايندلا ايلاب نم ءلاب وأ برك مكنم لاجر لزن اذإ ءيشب مكبخأ لأ تنأ لإ هلإ ل نونلا يذ ءاعد لاقف ىلب هل ليقف هنع جرفي هب اعد ينملاظلا نم تنك ينإ كن احبس
“(Hz. Peygamber, ashabına) ‘Size bir şey haber vereyim mi? Sizden birine bir sıkıntı veya dünya musibetlerinden bir musibet isabet ettiği zaman, bu dua ile dua ettiği zaman o sı- kıntı ve imtihan ondan giderilir.’ (demiş) kendisine ‘evet ha- ber ver’ denilmiş, bunun üzerine; ‘Balık sahibi Yûnus’un; Lâ ilâhe illâ ente sübhâne innî küntü mine’z-zâlimîn (Allah’ım! Senden başka ilâh yoktur, Seni noksan sıfatlardan tenzih ede- rim. Gerçekten ben zalimlerden oldum, şeklinde yaptığı dua- dır, buyurmuştur.” (Hâkim, De’avât, No: 1864)

3. Belirli Mekânlarda Yapılan Dualar

Evde, caddede, sokakta, iş yerinde, tarlada kısaca, tuva- let gibi ibadete elverişli olmayan yerler ile kumarhane ve meyhane gibi günah işlenen mekânların dışında her yerde dua edilebilir. Bununla birlikte cami ve Kâbe gibi ibadet yerlerinde, Arafat ve Müzdelife gibi mübarek mekânlarda yapılan dualar daha faziletlidir. Meselâ Peygamber Efen- dimiz; Medine’deki Mescid-i Nebevî’de kılınan bir rekat namazın, Mescid-i Haram dışındaki diğer mescitlerde kılınan bin rekat namaza denk olduğunu (Nesâî, Mesâcid, 4),

DUALAR

Mescid-i Haram’da kılınan namazın ise diğer mescitlerde kılınan namazlardan yüz bin kat daha fazla sevap olduğu- nu (İbn Mâce, Salât, 195) bildirmiştir. Dua da bir ibadet olduğu- na göre Mescid-i Haram’da ve Mescid-i Nebevî’de yapılan dualar da daha faziletli ve makbul olur.

Cevap Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir